Kitap hakkında
Dem bu dem! Ya hû! Sazın teli dile gelince söz yola düşer; söz yola düşünce âşık susmaz. Âşığın sözü kendinden önce gelenin nefesini taşır, kendinden sonra gelecek olana da bir iz bırakır. Bizim cemimiz kalabalıktır. Âşık Veysel’den Mahzuni Şerif’e, Neşet Ertaş’tan Pir Sultan’a uzanan nefesler vardır burada; Yunus’un sesi, Hacı Bektaş’ın yolu, sazın teline sinmiş gurbet, yoksulluk, sevda ve başkaldırı vardır. Bilir bunları Abdal: Yol uzun, dünya yalan, gönül konaktır. Gelen geçer, kalan bir hoş seda değilse nedir? Haydar Ergülen, Âşıklar Cemi’nde sesin ardına düşüyor; insan sözünü kimden aldı, acısını kimden öğrendi, sevincini hangi türkünün suyunda yıkadı diye soruyor. Elbette yanıtı âşıkların söylediğinde buluyor; insana insan gerek, cana can gerek, söze de söz gerek. Bağlamanın bam teline vuruldu, cem dediğin aşkla kuruldu. Ey okur, Âşıklar Cemi’nde saza kulak ver, söze gönül ver, canların arasına otur. Yol açık, meydan açık; dem bu demdir.