Kitap hakkında
Dilin kifayetsizliği ile anlamın erişilmezliği arasında sıkışan muazzam boşluğun sesidir bu kitap. Eril aklın ve coğrafi sınırların inşa ettiği duvarları yıkarak; cinsiyetin, mekânın ve kurallı dilin prangalarından kurtulmuş, çok coğrafyalı bir felsefi uyanışı dile getirir. Fikirleri ateşe verilenlerin, bedenleri taşlarla parçalananların ve kendi topraklarından sürülenlerin elinden çıkmış o kayıp mektupları gün yüzüne çıkarır. İnancından, fikirlerinden, cinsiyetinden ve durduğu sınırdan ötürü susturulan seslerin yüzyıllardır süren büyük sessizlikle hesaplaşmasını yansıtan mektuplar, egemen anlatılara karşı kaleme alınmış kolektif bir reddiyeye dönüşür. Bu reddiye; felsefenin ilk kez filizlendiği kadim Anadolu topraklarında, İzmir’de yolları kesişen iki felsefe öğrencisinin dünyasında somutlaşır. Eş zamanlı gelen gizemli mektupların izini süren arayış, İranlı bir bilge hocanın rehberliğinde Doğu ile Batı’nın sarsıcı bir sentezine dönüşür. Bursa’dan İzmir’e, Uludağ Üniversitesinden Ege Üniversitesine; hakikat arayışında olanlara bir selam, bir ışık, bir yol olsun..