Kitap hakkında
Bir bebek dünyaya geldiğinde, önce ağlar. Kimi buna zayıflık der, kimi acziyet… Hâlbuki o ilk ağlayış, insanın kaderle yaptığı ilk konuşmadır. Rabb’in “Haydi başla!” emrine verilen cevaptır. Ana rahminin sıcak ve sessiz âleminden, dünyanın serin ve gürültülü meydanına adım atan o masum nefes… İşte o an, bütün hikmet ehli bilir ki: İnsanın ilk dersi sabırdır. Ağlayarak başlayan yolculuk, sabırla yürünür. Sonra… Bir gün o bebek, ufacık dudaklarının ucunda bir tebessüm doğurur. Henüz kelime bilmez, ama kâinatın en eski lisanını konuşur: Şükür dilini. O gülüşte bir sır vardır: Hayat ne kadar zor olursa olsun, içinde her zaman bir sığınak, bir ışık, bir rahmet kapısı vardır. İnsan, ilk tebessümünü unuttuğu gün karanlığa yaklaşır; Hatırladığı gün ise yeniden dirilir. Bir bebeğin ağlaması, insanın fıtratını; Bir bebeğin gülümsemesi, insanın umudunu anlatır. İkisi bir araya gelince, hayatın tamamı çözülür: Gözyaşıyla başlar, umutla yürür, şükürle tamamlanır. Ve belki de bütün hikmet şudur dostum: Her insan, aslında yeniden doğmuş bir bebektir; Ağlayarak başladığı bu sınavda, gülümsemeyi yeniden öğrenirse kurtulur.