Kitap hakkında
Kur’an’ı dikkatle okuyanlar bilir: kimi ayette “Allah” adı geçer. Kimi ayette “Rab” diye hitap edilir. Kimi ayette ise “Biz” diyen bir ses duyulur. Bu, dilin bir tesadüfü değildir. Geleneksel okumanın çoğunlukla üzerinden atladığı, ama Kur’an’ın ısrarla sürdürdüğü bir ayrımdır. On Bir İmza, bu ayrımın izini Kur’an’ın beş farklı yerinde sürer: Yûsuf’un rüyasında ona secde eden on bir yıldızda; sûre başlıklarındaki, asırlardır tam çözülememiş şifreli harflerde; Sâd sûresindeki bir meclis tartışmasında; cennetten çıkarılmanın üzerinde pek durulmayan bir gerekçesinde. Her biri, tek başına küçük bir ayrıntı. Birlikte okunduğunda ise, gökyüzünün göründüğünden çok daha katmanlı bir düzenle yönetildiğini öne süren tutarlı bir tabloya dönüşürler. Aşkın ve tek olan Hüve/Allah. “Rab” diye anılan bir makam. Kendini “Biz” diye tanıtan bir topluluk. Bu üçü aynı mıdır – yoksa aralarında, şimdiye kadar fark edilmemiş bir hiyerarşi mi vardır? Bu bir tefsir değildir. Kur’an’ın metnine sadık kalan, ayet ayet, iz iz ilerleyen bir araştırmadır – ve sizi, kendi yerinizi bu büyük tabloda yeniden düşünmeye davet eder.