Kitap hakkında
Elinizdeki yapıt, Bülent Ecevit’in 1950'lerden 2000'lere uzanan siyasal söylemini inceleyerek tek bir sorunun peşine düşüyor: Ecevit’in milliyetçiliği, Türkiye milliyetçilikleri tipolojisinde kendine özgü bir konum üretir mi? Kitabın olumlu yanıtı yeni bir kavramsal çerçevede somutlaşıyor: postseküler (seküler-ötesi) milliyetçilik. SolKemalist çizgiden hareketle onu dönüştüren, dindarlığı laik-demokratik düzenin karşıtı saymayan, inanç ve kültür ögelerinin kamusal temsilini dışlamayan, ancak hiçbir inancı ulusal aidiyetin önkoşuluna dönüştürmeyen bir konumlanış. Bu konumlanış en açık ifadesini Ecevit’in 1991'de adlandırdığı İnançlara Saygılı Laiklik formülünde bulur. Formül, laik-dindar gerilimine Batı’daki postsekülerlik tartışmalarıyla aynı evrede, ama onlardan bağımsız verilmiş yerel ve özerk bir yanıttır. Fairclough’un üç boyutlu modeline dayanan çözümleme, paradigmatik kayışları söylemin kendi sözcük seçiminde okuyor: ideoloji yerine kültür, istiklâl yerine bağımsızlık, Kürt sorunu yerine Güneydoğu sorunu… Ulusal Sol bireşimi ile Bölge-Merkezli Dış Politika kavramsallaştırması da ilk kez sistemli bir söylem çözümlemesine tabi tutuluyor. İçeriden tanıklığın duygusal tuzaklarına düşmeyen yapıt, Ecevit’in siyasal yolculuğunu bir anı ya da övgü metnine indirgemiyor; söz ile eylem arasındaki gerilimleri ve söylemin tarihsel olgularla karşı karşıya geldiği anları başka okumalara da alan açan bir dürüstlükle inceliyor. Türkiye siyasal düşüncesinde halkçılık-milliyetçilik-laiklik eklemlenmesini anlamak isteyen okurlar için bir anahtar sunuyor.