Kitap hakkında
Bir insanı susturmak, başladığı hikâyeyi bitirmeye yeter mi? Rauf, anlatacaklarını dinleyecek birini ararken yirmi üç numaralı masaya oturur. Karşısına, elinde Süheyla Gazetesi’yle Süreyya çıkar. Beş yıldır dönmediği bir kapı, yarım bırakılmış bir yazı ve söylemeye cesaret edemediği bir sevgi yeniden hayatına girer. Gazetenin arşivinde eksik sayfalar vardır. Sayfalarda silinmiş isimler, değiştirilmiş hesaplar, sesi duyulmamış işçiler… Rauf ile Süreyya hakikatin parçalarını toplarken, onları birbirinden uzak tutan suskunluklarla da yüzleşirler. Süreyya kendi hayatının sözünü üstlenmeye çalışır; babası Mürteza Fehim Bey ise korumak adına yaptıklarıyla kendisini korumak için sustuklarının hesabını vermek zorundadır. Kıraathane-i Hikmet’te kahveler soğur, eski dostluklar sınanır. Hikmet Efendi’nin sakladığı emanetler açıldıkça yirmi üç numaralı masa, geçmişin yükünü bugünün kararlarına taşır. Dışarıda, gerçeğin kâğıda geçmesini istemeyenler beklemektedir. Serenceme Üçlemesi’nin ilk kitabı Dirilerin Dünyası, “Yabancı” ile başlayıp adını taşıyan son bölüme uzanan on bölümde aşkı, vicdanı, iktidarı ve insanın kendi kusuruyla yüzleşmesini anlatıyor. Gazete kokusundan kırmızı mürekkebe, bekleyen kahveden yarım kalan söze uzanan bu yolculukta her bulunan cevap, bir başkasına karşı sorumluluk doğuruyor. Fakat son sayfada her şey tamamlanmaz. Bir fincan masada kalır. Bir sandalye düzeltilmez. Söylenmek üzere olan bir cümlenin devamı beklenir. Hikâye, ikinci kitap Aradakiler’de sürer. Çünkü bazı vedalardan sonra kimin gittiğini biliriz; kimin hâlâ beklediğini bilemeyiz.