PDF kitap ve e-kitapları keşfedin. Yeni kitapları takip et
KİTAP DÜNYASIModa'nın Son AziziMert Gürsoy
Moda'nın Son Azizi kitap kapağı

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Moda'nın Son Azizi

Mert Gürsoy · Yazar

Mert Gürsoy, bu romanında Moda’nın geçmişini, mimarisini, burada yaşamış ve semtte iz bırakmış pek çok kişiyi bugünle yan yana getiriyor. Yazar, Moda’nın her ayrıntısını ince ince işleyerek okuru Moda’nın sokaklarında ve tarihinde bir gezintiye çıkarıyor. Eski...

Sayfa
152
Kategori
Kitap Edebiyat Roman (Yerli)
Yayın tarihi
2026-01-14
Yayınevi
NOTABENE YAYINLARI
ISBN
9786052604571
Dil
Türkçe
Format
Dosya henüz eklenmedi
Kitap Edebiyat Roman (Yerli) ↗

PDF kitap arşivi dış sitede açılır. Bu kitap için doğrudan dosya bağlantısı henüz eklenmemiştir.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Mert Gürsoy, bu romanında Moda’nın geçmişini, mimarisini, burada yaşamış ve semtte iz bırakmış pek çok kişiyi bugünle yan yana getiriyor. Yazar, Moda’nın her ayrıntısını ince ince işleyerek okuru Moda’nın sokaklarında ve tarihinde bir gezintiye çıkarıyor. Eskiden beri yazarların, müzisyenlerin ve farklı inançlardan, dillerden insanların gözdesi olan semt, romanda tek bir apartmanda buluşan çok sesli bir insan manzarasına dönüşüyor. Aynı binada yaşayan sakinler, geçmişin izlerini taşıyan duvarlar arasında bambaşka hayatlar sürerken Moda’nın değişmeyen ruhu hepsini görünmez bir bağla birbirine bağlıyor. Atilla, Alen, Nevzat, Zuhal, Tonton Efendi… Hepsi de en az Moda kadar renkli ve farklı… Semt, her birinin yaşamına farklı şekillerde damgasını vuruyor. Bu tarihi bir roman değil. Gerçekle düş gücünün zaman zaman yer değiştirdiği, sokakların canlandığı, binaların dile geldiği ve geçmişin ruhlarının Moda sokaklarını arşınladığı gizemli ve mistik bir rüya… Moda’nın Son Azizi, bir semtin geçmişini ve değişimini anlatırken insanın değişmeyen arayışlarını da gözler önüne seriyor: ait olmak, hatırlamak ve kendine bir yer bulmak. Akşamüzeri oluyordu yavaştan. Karşıdan, Moda yönüne doğru gelen gençlerden bunu anlayabilirdiniz, güneşe veya saate bakmaya ihtiyaç duymadan. İşini gücünü veya okulunu o günlük sonlandıranlar, bir nefes almaya Moda yoluna düşen insanlardan... Dünyanın derdi, gamı geride kalmıştı. Atilla da yumuşak başlı Moda’nın tez canlı kardeşi Kadıköy’e kavuştuğu göbeğe varmıştı. Bu küçük meydanda, neresi Moda neresi Kadıköy anlamak mümkün değildi. Aynı anneden doğan bu iki kardeş nasıl derinlerde aynı mayadan var oldularsa, bu buluşum noktası da boş vermiş bir bohemliği ve gençliğin verdiği tutkulu bir mondenliği aynı anda sırtlamış gibiydi. Bir kez daha karşısındaydı taş bina tüm haşmetiyle. Yine tanışamamışlardı. İri, heybetli ve soğuktu. Uzak durdukça ilgiyi arttırıyordu. Ulaşılamadıkça peşinden koşturuyordu. Merak ediyordu hikâyesini gördüğünden beri. Ancak nasıl yeni gelen bir belanın önceki dertleri unutturmak gibi bir faydası varsa hayatta, Alen’in garip tavırlarını çözme dürtüsü, taş binanın geçmişine olan ilgisini perdelemeye başlamıştı.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗